BİLGİ toplumunda biLİM, sosyal biLİM VE sosyal biLGİler öĞretiMİ


c.ogren-sen.com > Coğrafya > Evraklar


BİLGİ TOPLUMUNDA BİLİM, SOSYAL BİLİM VE SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİMİ

Turgay ÖNTAŞ1

ÖZET

İnsan var olduğu günden beri yaşamını sürdürebilmek amacıyla çeşitli girişimlerde bulunmuş, girişimlerin sonucu deneyimlerinden edindikleriyle bilgisini geliştirmiştir. Önceleri insanın edindiği bilgiler gündelik bilgi iken zamanla bilimsel bilgiye dönüşmüştür. Bilimsel bilginin artması ile bilimden bilimler türemiş ve bilimler tasnif edilmiştir. Tasnif edilen bilimlerden biri de problem alanı insan ve toplum olan sosyal bilimlerdir. Sosyal bilimlerin eğitime yansımasıyla öğretim ilke ve yöntemleri de göz önünde bulundurularak sosyal bilimlerin öğretiminde bütüncül ve disipliner yaklaşım ortaya çıkmıştır. Sosyal bilimlerin bütüncül bir biçimde ele alınmasıyla birlikte ilköğretimde sosyal bilgiler dersi ve öğretim programı oluşturulmuştur. Günümüz dünyasında etkin yurttaşlara sahip olmak isteyen ülkeler eğitim ve öğretim programlarında etkili sosyal bilgiler öğretiminin yollarını aramaktadırlar.

Anahtar sözcükler: Bilim, sosyal bilim, sosyal bilim metodolojisi, sosyal bilgiler ve sosyal bilgiler öğretimi

GİRİŞ

Birikerek ilerleyen bilgi günün koşullarından etkilenerek gelişimini sürdürür. İçinde yaşanılan 21. Yüzyılın da kendi içerisindeki dinamikleri çağın niteliklerini belirlerken ortaya çıkan özellikler şöyle sıralanabilir:

  • Günümüzdeki bilgi birikiminin hızlı olarak artması,

  • Yerellik ve çok kültürlülük,

  • Nicel büyüme ve

  • Toplumsal ahlak erozyonudur (Şahin, 2006).

Günümüzde bilgi birikiminin hızla artması toplumsal yapıyı oluşturan unsurların dönüşmesini sağlayarak bilgi toplumunun oluşumuna ortam hazırladı. Bilgi toplumunda, bireyler yaşamlarını ilgilendiren enformasyona kolayca erişebilmeye, eriştikleri enformasyonu bilgiye dönüştürebilme ve dolayısıyla da kendilerini geliştirme imkânına kavuşmuşlardır (Kocacık, 2003). Bilgi toplumu edindiği bilgiyi dünün birikiminden oluştururken bilimin, bilimsel bilginin serüvenini analiz ederek enformasyonu daha etkili kullanmak amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir.

1.BİLİM VE BİLİMSEL YÖNTEME DAİR

İnsan var olduğu günden beri bir yandan evrende olup bitenleri anlamak; evrende olup bitenleri anlamaya çalışırken edindiği bilgilerden hareket ederek ihtiyaçlarını öte yandan doğayı kontrol alma ihtiyacı duymuştur (Kaptan,1998). İnsanın ortaya koyduğu bilgiler sistemli olarak üretilsin ya da üretilmesin insanın kendi ihtiyacını karşılaması ve yaşamını devam ettirecek donanımı kendisine sağlaması açısından önemlidir. İnsanın ürettiği ve edindiği bilgiyi kendi kültürel atmosferinde oluşan inanç, tutum, davranış, düşünce ve varsaydığı gerçekliklerden örülü bir anlayış ortamında oluşturmuştur (Şahin, 2006). İnsan zamanla bilgilerini organize ederek sistemli bilgiler bütününe dönüştürmüştür. Yani bilimin temellerini atmıştır.

Bilim, bilimsel bilgiyi üreten bilim insanları tarafından farklı ifadelerle tanımlanmaktadır. Russel (1972)’a göre bilim; gözlem ve deneye dayalı akıl yürütme yoluyla dünyaya ilişkin olguları, sonra bu olguları birbirine bağlayan yasaları bulma çabasıdır. Sönmez (2008)’e göre ise bilim, gerçeğin bir kısmıyla kanıtlamaya dayalı bağ kurma süreci ve bu sürecin sonunda elde edilen dirik bilgiler bütünü olarak tanımlamıştır. Bilimsel uğraşın ortaya koyduğu ürün olan bilimsel bilginin en önemli özelliği “bilim toplumu” dediğimiz bir yetkili uzmanlar öbeğinin belli bir iddiayı yeterince belgelenmiş sayıp kabul etmesidir (Batuhan, 1996). Bilim farklı biçimlerde tanımlansa da bilimin gözlem ve deneye dayanması, ilişkileri bulup ortaya çıkarması, akıl yürütme yollarını kullanarak bilginin gelecekte de işe vurularak bilgiden yararlanılmasına imkân tanıması; bilimin üretilebilmesi, kanıtlanabilmesi, dönüşebilmesi, gelişebilmesi; bireysel, toplumsal ve fiziksel çevreyi şekillendirebilmesi ortaya koyduğu ürünün değerini artırmaktadır.

Bilimsel yollardan edinilen bilgiler insanoğluna doğal çevresini denetim altına alma olanağını sağlamış; doğa olanaklarını kendi yaşamını kolaylaştırma, daha rahat, güvenilir ve daha uzun yaşama yolunda kullanma olanağını sağlamıştır (Yıldırım, 1991). İnsan düşünce ve hayallerinin ürünü olan bilim, yeni buluşlarla daima devam eder. Zamanla ilerlemesi ve yeni keşiflerle beslenerek gelişmesi bilimsel bilginin en belirgin özelliklerindendir. Tarih boyunca keşfetme merakı ve yeteneği ile donanık olan bilim adamları olmuş, bilim çeşitli hal ve şartlara rağmen ilerlemiştir (Sayılı, 1999). Bugünde bilimsel anlamda gelişmeler hızlı biçimde devam ederek insanı yaşamını kolaylaştırmaktadır.

Bilimsel gelişmeler yaşanırken bilimsel gelişmelerin oluşmasını sağlayan bilimsel çabanın metodolojisi mutlak değildir. Bilimsel gelişmelerin bilgisi olan bilimsel bilginin kanıtlama süreci deney, gözlem, belgeleme, araştırma-soruşturma ve akılla kanıtlama olmak üzere beş şekilde yapılır (Sönmez, 2008). Bilimsel metodoloji ile ilgili Feyeraband(1993)’ın bilimde tek bir yöntemin olmadığına dair düşünceleri dikkate değerdir:

“ Bilim işini yönetmek için katı, değişmez ve mutlak olarak bağlayıcı ilkeler barındıran bir yöntem gerektiği düşüncesi tarihsel bulgularla karşılaştırıldığında önemli güçlüklerle karşılaşır. Bu yüzleştirme ne kadar makul görünürse, bilgi kuramsal temeli ne kadar sağlam olursa olsun şu ya da bu zaman ihlal edilmemiş tek bir kuralı olmadığını görürüz. Bu ihlallerin, tesadüfî olaylar olmadığı, yetersiz bilgiden veya engellenebilir birtakım dikkatsizliklerden kaynaklanmadığı açığa çıkar.”

Feyeraband’in yukarıdaki tespitine göre hiçbir kuram, kuramın dâhil olduğu alanın bütün olguları ile örtüşmez. Bu durumda bilimde yöntem farklılıkları ortaya çıkar. Ayrıca Kuhn’un bilimsel gelişme sürecini tanımladığı beş aşamanın ikincisi olan “olağan bilim dönemi” nde de paradigma değişikliği, tek bir yöntemin eksik kalacağına işaret eder. Olağan bilim aşamasında paradigma dışarıya az çok kapalı ve sınırlı bir dizi sorun üzerine dikkatleri toplamak suretiyle bilim adamlarını doğanın herhangi bir parçasını, başka türlü akla gelmeyecek kadar derinlemesine ve ayrıntılı incelemeye zorlamış olmaktadır. Eğer ki paradigma incelenen alanının çözümlemesini sağlamıyorsa yani paradigma işe yararlığını yitirdiğinde devrim sürecinin içine girilmiş olur. Bu aşamadan itibaren bilim insanları olguya farklı yaklaşırlar (Kuhn, 2003).

2.SOSYAL BİLİM VE SOSYAL BİLİMLERİN GELİŞİMİ

Bilim insanlarının inceledikleri alanın özellikleri ile inceleme alanlarına yönelik bilgiyi ortaya çıkarmak amacıyla kendilerini bilimsel gerçeğe ulaştıracak farklı yöntemler izlerler. İzlenilen yöntemlerde bilimlerin çeşitli şekillere sınıflandırılmasını gerekli kılar. Bilimlerin sınıflandırılmasında en işlevsel olanı bilimleri; doğa bilimleri, sosyal bilimler ve insan bilimleri olarak sınıflandırmaktır. İnsan bilimleri ve sosyal bilimlerin inceleme alanı insandır. İnsan bilimleri spiritüel ve estetik alanları kapsarken sosyal bilimler bireyi ve toplumu inceler (Binnig ve Binnig,1952). Bireyi ve toplumu inceleyen sosyal bilim yaşama ait kompleks yapıları bilimsel metodu kullanarak çözümlemeye çalışır.

Sosyal bilim; toplumsalın çekirdeğini oluşturan bireyden hareketle insansal ilişkileri, bu ilişkilere etki eden faktörleri ve faktörlerin kendi içindeki dinamiklerini analiz edip mikro ve makro düzeyde çıkarımlara ulaşarak insanı açıklamaya çalışan bilgi üretme etkinliğidir. Bilimsel uğraşın alanı olarak sosyal bilim kavramında yer alan insanı ve toplumu incelemesinde Duverger(1973)’ın yöneltmiş olduğu şu eleştiri dikkate alınmıştır:” Sosyal bilimler toplumdaki insanın incelenmesidir ifadesi ile sosyal bilimler insan gruplarının analizidir ifadesinin eş anlamlı sayılmaması gerekir: birincisinde, grubun üyesi olan bireyler; ikincisinde ise topluluk vurgulanmaktadır”. Sosyal bilimlerde öncelikler bireyin mi yoksa toplumun mu geldiği konusundaki dikotomiye verilecek yanıt; sosyal bilimler içerisinde psikoloji gibi bireyi temele alan bilim dalının içerisinde sosyal psikoloji alanın da var olması ya da sosyoloji gibi toplumsalı incelemeyi konu alanı olarak tespit etmiş bir alanın bulunması karşılıklı olarak birey toplumla toplumda bireyle var olur düşüncesidir. Ayrıca sosyal bilim kendi başına bir bilim dalı olmayıp tasnif adıdır. Sosyal bilim, konu alanına göre insanı bireysel ya da grup olarak inceleyen çeşitli sosyal bilim dallarının oluşturduğu bir üst kavramdır. İnsanı inceleme alanı olarak belirleyen sosyal bilimlerin tarihi insanlık tarihi kadar eski olsa da günümüzdeki önemini kazanma serüveni yakın tarihe dayanır.

Sosyal bilimler, modern dünyanın ürünüdür ve konu alanlarından biri olan modernliği anlama çabası üzerine kuruludur (Kızılçelik, 2004). Sosyal bilim, modern dünyaya ait bir girişim olmasına rağmen onaltıncı yüzyıldan beri kendisini olgunluğa eriştiren süreci yaşamaktadır (Gulbenkian Komisyonu, 2003). 1850-1945 arasında ayrı bir bilgi alanı oluşturdukları kabul edilen bir dizi sosyal bilim disiplininin ortaya çıktığı; sosyal bilimlerin olgunlaşma sürecinde öneminin arttığı aşamalarından biri esas itibariyle 19. yüzyıldır (Wallerstein, 2003; Gulbenkian Komisyonu, 2003).

19. yüzyılda gelişen siyasi ve toplumsal olayların sosyal bilimleri derinden etkilemesi sosyal bilimlerin ilgi alanı yaşadığı dönemin gelişmelerine odaklanmasını sağlamıştır. 19. yüzyıl Doğu’da ve Batı’da modernleşme çalışmalarının hızlandığı ve gelişmelerin beraberinde getirdiği sorunlar sosyal bilimlerin konularının çeşitlilik kazanmasını sağlamıştır. Tarihsel zaman eşiğinde konuların odaklandığı sorunsal ise modernliğin sıkıntıları ve problematik doğası olmuş ve sosyal bilimler modernliğin inşa ettiği yapıları anlama, onun açmazlarını kavrama ve sorunlarına çözüm üretmeyi hedeflemişlerdir (Kızılçelik, 2004). Sosyal bilimlerin genel amacı ise, toplumun yüzeydeki görüntülerini belirleyen yapısal yasaları ortaya çıkarmaktır. Bu durumda bilim, toplumla iç içedir, toplumun yapısal bir parçasıdır. Topluma ilişkin “her gözlem ve yorumlama bir tür dünya kurgusudur” (Şimşek, 2007). Bilim olarak sosyal bilimler de çözüme ve sonuca sistematik yoldan ulaşabilmek amacıyla araştırmalar yaparken konu alanlarına ve problem durumlarına uygun araştırma türlerinden hareket ederler.

Sosyal bilimlerde nitel ve nicel araştırma türleri bulunur. Sosyal bilimlerde nicel olarak nitelendirilen araştırmalar temelde pozitivizmle uyuşumlu iken nitel araştırmalar konvensiyonalist-anlamacı epistemoloji ile uyumludur (Kuş, 2003). Pozitivist için bilim dışsal dünyaya ilişkin kestirimci ve açıklayıcı bilgi elde etme girişimidir. Bunu yapmak için dışsal dünyada bulunan düzenli ilişkileri ifade edeni genel önermelerden oluşan teoriler inşa edilmelidir. Konvensiyonalist epistemoloji yaklaşımı ise gözlemin tek başına teorinin doğru veya yanlışlığını belirleyemeyeceğini, teori ile gözlem arasında işe yarar bir farklılaştırma yapılamayacağı ilkesini benimser (Keat ve Urry, 2001).

Sosyal bilimlerin inceleme alanı gereği pozitivizmin doğa bilimlerini etkilediği kadar sosyal bilimleri etkilememiştir. Sosyal bilimlerde pozitivizmin sınırlı kalması tartışmasının temelinde doğa bilimleri ile sosyal bilimlerin aynı metodolojiye sahip olmalarının gerekip gerekmediği yatıyor. Toplum üzerine yapılan çalışmalardan, pozitivistin bilimsel olmayan “öznel” unsurlar olarak görülebileceği şeylerin çıkarılması, birçok insana, insan toplumlarının en önemli yanlarının boşaltılması olarak görülecektir. Fakat sosyal bilimin amacı, anlamlar bulmaksa, bunun doğrudan sonucu, sosyal bilimin nedensel açıklama ile ilgilenmemesi ve farklı bir amaca sahip olması gerektiğidir. Bu durumda toplumsal gerçeklik ile fiziksel gerçekliğin birbirinden farklı olması nedeniyle sosyal bilimlerde pozitivist düşüncenin etkisi sınırlı kalmıştır (Trigger, 2005).

Sosyal bilimlerdeki yöntem çatışmasını çözmeye yönelik Weber’in, sosyal bilimlerdeki iki rakip yaklaşım olan nedensel açıklama konusundaki naturalist yaklaşım ile öznel anlamların yorumlanmasına ağırlık veren antinaturalist yaklaşımı da içeren bir metodoloji kurmaya çalışması dikkate değerdir (Keat ve Urry, 2001). Ayrıca sosyal bilim üzerine yaptığı çalışmalarda Edmund Husserl’in fenomonolojisinden etkilenen Alfred Schutz, Weber’e gönderme yapar ve Weber’in ileri sürdüğü Verstehen (yorumlama) kavramı, pozitivist nedensel açıklama düşüncesine alternatif oluşturur.(Trigger, 2005).

Sosyal bilim pratiğine ilişkin Schutz şunları söylemektedir: ” Sosyal dünyadaki bir fenomen ile doğal çevreye ait bir fenomen ile uğraştığımız gibi uğraşamayız… Sosyal fenomeni anlamak istiyoruz ve bu fenomenleri insanı motive eden şeyler, insanın kullandığı yöntemler, insanın planladıkları –kısacası- insan davranışı kategorileri içinde yerlerinden ayrı bir şekilde anlayamayız. Bu nedenle sosyal bilimci… davranışı soru işareti yaratan bir fenomene yol açan aktörün kafasının içinde neler olduğunu sormak zorundadır” (Schutz, 1962’ den akt. Trigger, 2005).

Sosyal bilimciler; bilimsel prosedürün determine ettiği mekanik yaklaşımdan çok etkili ve doğru tespitleri içeren analizi tercih ederler (Zevin, 2007). Sosyal bilim, nesnenin doğası ve sosyal bilimcilerin durumu gereği tarafsız, bağlantısız, siyaset dışı olamaması da bilimsel nesnelliğini sağlamak amacıyla mekanik yaklaşımdan yararlanmasının yolunu açar (Bourdieu ve Wacquant, 2007). Sosyal bilimlerde bilim adamının tarafsız oluşu ile ilgili Wallerstein (2003a) şunları söyler:

”Sosyal bilim, bilimcilerin toplumsal kökleri olduğunu ve bedenlerinden ne kadar kaçabilirlerse zihinlerinden de o kadar kaçabilecekleri için bilimin tarafsız olmadığını olmayacağını fark etmelidirler. Ampirizmin masum olmadığının, her zaman belli bir a priori bağlılıkları varsaydığının farkına varmalıdır. Hakikatlerimizin evrensel hakikatler olmadığını ve eğer evrensel hakikatler varsa bile bunların karmaşık, çelişkili ve çoğul olduklarının farkına varmalıdır. Bilimin basitin aranması değil, karmaşığın en makul yorumunun olduğunun farkına varmalıdır.”

Günümüzde sosyal bilimcinin tarafsızlığını etkileyen gelişmeler nedeniyle sosyal bilimlerin kavramsal ve pratik eylemlerini anlamak bugün dünden daha zordur. Günümüzde küreselleşme, çevresel değişmeler ve iletişim devrimi, anlamamızı zorlaştıran nedenlerdendir (Smith, 2008). Bu nedenle sosyal bilimlerin gündemindeki kaymalar bizim yeni tanımlar ve tartışmalarla yüzleşmemizi zorunlu kıldı. Artık toplumsallığı, etnik çatışma, farklılık, çok kültürlülük, kimlik politikaları, kültürellik, toplumsal cinsiyet, cemaatler siyaseti, enformel sosyallik, dinsel canlanma, küresel direniş gibi terimlerin eşliğinde konuşuyoruz (Sancar,2008). Konusal değişiklikler toplumsal fenomenlerin çeşitliliğinin artmasının da önünü açıyor.

Sosyal bilimciler toplumsal fenomenleri anlamlı oldukları için nesneleri saf fiziksel-mekânsal terimlerle tanımlanabilecek fiziksel özellikler bağlamında değil anlamlarına bakarak tanımlıyorlar. Örneğin “antropologlar bir kabilenin üyelerinin neden dans ettiğini açıklamaya çalışıyorlar, yoksa bu insanların ayaklarının neden hareket ettiğini değil” ( Fay, 2001). Fay’in yukarıda belirttiği temelde sosyal bilimlerde anlamlandırmanın önemli olduğudur. Sosyal bilimler anlamlandırma yaparken toplumsal yapıyı çözmeye çalışırlar. Toplumsal yapı çözümlenmeye çalışılırken siyasi yapı eğitim kurumuyla birlikte toplum mühendisliği anlayışından hareketle sosyal bilimler üzerinden toplumsal dönüşümü hedefler. Bu amaçla eğitim kurumlarında sosyal bilimler eğitimini verir.

3.SOSYAL BİLGİLER KAVRAMI VE SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİMİ

Sosyal bilgiler, Edgar B. Wesley’ nin bilinen tanımına göre: “pedagojik amaçlar için sosyal bilimlerin basitleştirilmesidir”(Wesley and Wronski, 1958’den akt. Zivek,2007). Sönmez (2005) sosyal bilgileri “ toplumsal gerçekle kanıtlamaya dayalı bağ kurma süreci ve bunun sonunda elde edilen dirik bilgiler" olarak tanımlar. Erden’e göre ise "Sosyal bilgiler ilköğretim okullarında iyi ve sorumluluğunu bilen vatandaş yetiştirmek amacı ile sosyal bilimler disiplinlerinden seçilmiş bilgilere dayalı olarak, öğrencilere toplumsal yaşamla ilgili temel bilgi, beceri, tutum ve değerlerin kazandırıldığı bir çalışma alanıdır"(Erden, tarihsiz:8). ABD Sosyal Bilgiler Ulusal Konseyi (NCSS) ise sosyal bilgileri şu şekilde tanımlamıştır; Sosyal bilgiler, vatandaşlık yeterlikleri kazandırmak için sanat, edebiyat ve sosyal bilimlerin disiplinler arası bir yaklaşımla bütünleşmiş bir alandır.

Türkiye’de kabul edilen yeni ilköğretim sosyal bilgiler programında (2005) ise; “bireyin toplumsal varoluşunu gerçekleştirebilmesine yardımcı olması amacıyla; tarih, coğrafya, ekonomi, sosyoloji, antropoloji, psikoloji, felsefe, siyaset bilimi ve hukuk gibi sosyal bilimlerin ve vatandaşlık bilgisi konularını yansıtan öğrenme alanlarının bir ünite ya da tema altında birleştirilmesini içeren, insanın sosyal ve fiziki çevresiyle etkileşiminin geçmiş, bugün ve gelecek bağlamında incelendiği, toplu öğretim anlayışından harekete oluşturulmuş bir ilköğretim dersidir” şeklinde tanımlanmaktadır. Görüldüğü gibi sosyal bilim ile sosyal bilgiler arasında çeşitli farklılıklar vardır. Kısakürek (1981)’e sosyal bilimler ile sosyal bilgiler arasındaki en önemli fark; sosyal bilimlerin bilimsel anlamda insanın insanla ve çevresiyle etkileşimini incelemesine karşılık, sosyal bilgilerin insanın toplum olarak yaşayışını, davranışını, temel gereksinimlerini, bunların karşılanma biçimlerinin giderilmesi için yapılan çalışmaları ve ilgili kurumları ele almasıdır. Eğitimde sosyal bilimlerin ve sosyal bilgilerin günümüze kadar gelişinde önemi zamanla artmıştır.

İnsanlar yaşamları boyunca değişik sorunlarla karşılaşırlar. Yetişkinlerin karşılaştıkları sorunların birçoğu, çocukken karşılaştıkları sorunlardan farklıdır. Sürekli değişen bir dünyada sorunlara etkili çözümler bulabilmek için insanlarda sorun çözme becerilerinin geliştirilmesi gerekir (Doğanay, 2005). Bireylerin sorun çözme becerirsine sahip olma gerekliliğinin en yoğun olduğu dönem düne göre bugündür. Önemin artmasına neden olan çeşitli gelişmeler bulunmaktadır. Sosyal bilimler eğitiminin öneminin artmasına neden olan gelişmelerin başında II. Dünya Savaşı’nı takiben hızlanan sanayileşme, şehirleşme ve nüfus artışı gibi gelişmelerin yaşanmasıdır. Günümüzde sosyal bilimler öğretiminin genel amaçları, ülkelerin sahip oldukları sosyo-ekonomik ve kültürel yapıya bağlı olarak, ülkeden ülkeye değişiklik göstermektedir (Demircioğlu, 2005). Ülkenin yapısına bağlı olarak değişen Sosyal Bilgiler eğitimiyle toplum dinamiklerinin toplumsal koşullara göre, toplumun ve bireyin gereksinimlerine yanıt verecek insan gücünü yetiştirme görevini, sosyal bilgiler dersiyle yerine getirmeye çalışmaktadır (Tufan, 2004). Sosyal Bilgiler dersiyle hedeflenenlerin hangi alanları kapsadığına ilişkin çeşitli görüşler aşağıda tablolaştırılarak verilmiştir:

Tablo 1.Sosyal Bilgiler Öğretimi Alanına İlişkin Görüşler

Paykoç(1991)

Ellis(2007)

Barr, Barth ve Shermis (1977)

Barth ve Demirtaş (1997)

Zevin (2007)

1. Kişilik gelişimi,

2. İnsan ilişkileri,

3. Ekonomik verimlilik,

4. Yurttaş sorumluluğu,

5. Değişme ve yaşamla başa çıkma,

6. Evreni ve dünyayı tanımak için bilgi birikiminden yararlanmak.


1. Yurttaşlık

2. Keşfetme,

3. Benlik algısı,

4. Bilgi,

5. Ötekini anlama

1. Yurttaşlık\Kültürel Aktarım\Ulusal Değer ve Miras

2. Yansıtıcı Düşünme \Sorgulayıcı-Problem Çözme\Toplumsal Eleştiri

3. Sosyal Bilim\Bilimsel Yöntem ve Emprisizm\ Gerçeğin Araştırılması.

1. Bilgi kazanma (bilişsel gelişim),

2. Düşünebilme için bilgiyi analitik olarak kullanmayı öğrenme (bilişsel gelişim),

3. Uygun, tutum, eğer ve davranışlara sahip olma(duyuşsal gelişim),

4. Vatandaş olarak harekete geçme (psiko-motor gelişim).


1. Öğretici

2. Yansıtıcı

3. Duyuşsal

Brubaker, Simon ve Williams(1977) (+2)

4. Öğrenci merkezli eğitim ve

5. Sosyo-politik yapıya dâhil olma

Sosyal bilgiler alanına ilişkin görüşler sosyal bilgiler öğretimiyle ilgili hedefleri ifade etmektedir. Her bir görüş kendi içerisinde siyasi yapı tarafından öğretim programına dahil edildiğinde öğretim programı bu değişiklikten etkilenmektedir. Sosyal bilgiler eğitiminin tarihine baktığımızda sosyal bilimlerin gelişimine paralel olarak geliştiğini görürüz.

4.DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETİMİNİN SERÜVENİ

Sosyal bilgiler programı ilk kez ABD’de 1892 yılında toplanan Milli Eğitim Konseyi tarafından ele alınmıştır. Bu konsey milli toplum anlayışını oluşturmak üzere Sosyal Bilgiler dersini düzenlemiştir. Sosyal Bilgiler dersinin programı; tarih, coğrafya ve yurttaşlık bilgisi derslerinden oluşturulmuş ve toplumun gereksinimleri doğrultusunda içerik yeniden yapılandırılmıştır. Bu kavramın kabulü ise ilk kez yine ABD’ de 1916 yılında Milli Eğitim Derneği’nin “Orta Dereceli Okulu Teşkilatlandırma Komisyonu Sosyal Bilgiler Komisyonu “ tarafından gerçekleştirilmiştir (Dönmez, 2003).

Ülkemizde Sosyal Bilgiler programının gelişimine bakıldığında 1926 programında tarih, coğrafya ve yurt bilgisi olarak ayrı ayrı alınmıştır. İlk kez 1967 bu dersler Sosyal Bilgiler adı altında bileştirilmiştir. 1989 yılında bu dersler tekrar Milli Tarih, Milli Coğrafya ve Vatandaşlık Bilgisi olarak ayrıldı. 1998 yılında ise tekrar birleştirildi.(Sönmez,2005). 2005 programında Sosyal Bilgiler Öğretim programının vizyonu, “21. Yüzyılın çağdaş, Atatürk ilke ve inkılâplarının benimsemiş, Türk Tarihini ve kültürünü kavramış, temel demokratik değerlerle donanmış ve insan haklarına saygılı, yaşadığı çevreye duyarlı, bilgi ve deneyimlerine göre yorumlayıp sosyal ve kültürel bağlam içinde oluşturan, kullanan ve düzenleyen, sosyal katılım becerileri gelişmiş, sosyal bilimcilerin bilimsel bilgiyi üretirken kullandıkları yöntemleri kazanmış, sosyal yaşamda etkin, üretken, hak ve sorumluluklarını bilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını yetiştirmektir” olarak belirtilmektedir (MEB,2005).

Yeni öğretim programında pek çok değişiklik olmuştur. 2005 Sosyal Bilgiler programında kazanımlar önceki programdaki hedef ve davranışlara göre daha azdır. Bunun yerine beceriler, kavramlar, değerler ve ara disiplin kazanımları gibi yeni boyutlar ile programa yön verilmiştir (Ermiş, 2008). Yeni programda önceki programda yer alan pek çok ünite öğretim programından çıkartılmış; farklı konular yeni programa tema adı altında eklenmiş ve ara disiplin alanları eklenmiştir.

Tablo 2.Eski ve Yeni Sosyal Bilgiler Öğretimi Programı Arasındaki Farklar

Programdan çıkartılan üniteler

Programa eklenen üniteler

Programdaki ara disiplin alanları

1.AİLE, OKUL VE TOPLUM HAYATIMIZ

2.İLK YURDUMUZ VE TARİHTE ANADOLU

  • Türklerin İlk Yurdu

  • İlk Türk Devletleri

  • İlk Türk Devletlerinde Kültür Ve Uygarlık

  • Türk Milletinin Tarihteki Yeri

3.VATAN VE MİLLET

  • Vatan Ve Vatan Sevgisi

  • Millet Ve Millet Sevgisi

  • Türk Milletinin Özellikleri

4.CUMHURİYETE NASIL KAVUŞTUK?

  • Mondros Ateşkes Antlaşması

  • Kurtuluş Savaşı

  • Türk İnkılâbı Ve Önemi

  • Atatürkçü Düşünce Sistemi

  • Cumhuriyetimizin Kurucusu Atatürk

5.GÜZEL YURDUMUZ TÜRKİYE

1.Birey ve Kimlik

2.Kültür ve Miras

3.İnsanlar, Yerler ve Çevreler

4.Üretim, Dağıtım ve Tüketim

5.Bilim, Teknoloji ve Toplum

6.Gruplar, Kurumlar ve Sosyal Örgütler


1.Girişimcilik

2.Afet Eğitimi ve Güvenli Yaşam

3.Kariyer Eğitimi

4.İnsan Hakları ve Vatandaşlık

5.Özel Eğitim

5.Rehberlik ve Psikolojik Danışma

6.Sağlık Kültürü

7.Spor Kültürü ve Olimpik Eğitim

8.Okuma


Türkiye’nin ulusal ve uluslar arası değişimlerden hareket eğitim-öğretim programlarını güncelleyerek yurttaşlarını uluslar arası konjonktüre uygun biçimde yetiştirme hedefini gerçekleştirmeye çalışmaktadır.

Tablo.3. 6.Sınıf Sosyal Bilgiler Programı Öğrenme Alanları-Üniteleri-Kazanım Sayıları-Programdaki Oranı-Süreleri

Öğrenme Alanı

Üniteler

Kazanım Sayıları

Oranı(%)

Süre

Birey ve Toplum

Sosyal Bilgiler Öğreniyorum

6

14

12

İnsanlar, Yerler ve Çevreler

Yeryüzünde Yaşam

7

16

15

Kültür ve Miras

İpek Yolunda Türkler

9

20

24

Üretim, Tüketim ve Dağıtım

Ülkemizin Kaynakları

6

14

18

Küresel Bağlantılar

Ülkemiz ve Dünya

5

12

12

Güç, Yönetim ve Toplum

Demokrasinin Serüveni

5

12

15

Bilim, Teknoloji ve Toplum

Elektronik Yüzyıl

5

12

12

Tablo.4. 7.Sınıf Sosyal Bilgiler Programı Öğrenme Alanları-Üniteleri-Kazanım Sayıları-Programdaki Oranı-Süreleri

Öğrenme Alanı

Üniteler

Kazanım Sayıları

Oranı

Süre

Birey ve Toplum

İletişim ve İnsan İlişkileri

6

15

12

İnsanlar, Yerler ve Çevreler

Ülkemizde Nüfus

5

13

12

Kültür ve Miras

Türk Tarihinde Yolculuk

8

21

27

Üretim, Tüketim ve Dağıtım

Ekonomi ve Sosyal Hayat

6

15

18

Küresel Bağlantılar

Ülkeler Arası Köprüler

4

10

15

Güç, Yönetim ve Toplum

Yaşayan Demokrasi

5

13

12

Bilim, Teknoloji ve Toplum

Zaman İçinde Bilim

5

13

12

İki sınıftaki programın içeriğinde tarih alanına ait konuların ağırlık teşkil ettiği görülmektedir. Kazanım sayısı ve süre açısından bakıldığında Kültür ve Miras öğrenme alanı içerisindeki İpek Yolunda Türkler ve Türk Tarihinde Yolculuk üniteleri ağırlıktadır.

Sosyal bilgiler programının öğrenme alanlarının içeriğini somutlaştıran kazanımların yapısı, Yapılandırmacı eğitim anlayışının esasını yansıtmaktadır. Her bir kazanımın “beceri, bilgi ve değer” içermesine çalışılmıştır. Davranışçı yaklaşımda, bilgi-beceri-değer ayrı kategoriler halinde ele alınmakta iken, yapısalcı yaklaşım, bunların her birinin anlamlı bir bütün içine yerleştirmeyi temel almıştır. Programın değerlendirme boyutu ise, klasik ölçme-değerlendirme yöntemlerini de içermesinin yanı sıra, ağırlıklı olarak “süreç” değerlendirme anlayışı ile inşa edilmiştir. Sosyal Bilgiler programında değerlendirme, öğrencilerin neyi bilmediklerinden çok, neyi bildikleri ile ilgilenen bir süreçtir. Bu doğrultuda, programda alışılagelmiş ölçme ve değerlendirme yöntemlerinin yanı sıra, gösteri, anekdotlar,  görüşme, gözlem, sözlü sunum, projeler, araştırma kâğıtları, öz değerlendirme, öğrenci ürün dosyası, performans değerlendirme, dereceleme ölçekleri ve tutum ölçekleri gibi yöntemler de örneklendirilerek sunulmuştur (Safran, 2004).

Görüldüğü gibi programın vizyonundaki değişimle birlikte içerikte değişmiştir. Türkiye’nin ulusal ve uluslar arası değişimlerden hareket eğitim-öğretim programlarını güncelleyerek yurttaşlarını uluslar arası konjonktüre uygun biçimde yetiştirme hedefini gerçekleştirmeye çalışmaktadır. 21. yüzyılın değişen dünyasında aktif bir şekilde yer almak isteyen ülkeler bunu başarmanın yolunun nitelikli bir eğitimden geçtiğini düşünerek eğitim ve öğretim programlarını bilimsel verilerden hareketle hazırlayarak gelişmiş ülkeler statüsüne yükselmeyi hedeflemektedirler. Gelişmiş bir ülke olabilmek bilişsel, duyuşsal ve psiko- motor gelişim alanlarında gerekli becerileri kazanmış bireylerin var olmasını gerekli kılar. Bu tip bireylerin yetiştirilmesinde önemli etkiye sahip olan sosyal bilgiler öğretim programının çağın gereksinimlerinden hareketle geliştirilerek güncellenmesi gerekir.

SONUÇ

21. yüzyılın değişen dünyasında aktif bir şekilde yer almak isteyen ülkeler bunu başarmanın yolunun nitelikli bir eğitimden geçtiğini düşünerek eğitim ve öğretim programlarını bilimsel verilerden hareketle hazırlayarak gelişmiş ülkeler statüsüne yükselmeyi hedeflemektedirler. Gelişmiş bir ülke olabilmek bilişsel, duyuşsal ve psiko- motor gelişim alanlarında gerekli becerileri kazanmış bireylerin var olmasını gerekli kılar. Bu tip bireylerin yetiştirilmesinde önemli etkiye sahip olan sosyal bilgiler öğretim programının çağın gereksinimlerinden hareketle geliştirilerek güncellenmesi gerekir.



KAYNAKÇA

Barth, J. L. ve Demirtaş, A.(1997). İlköğretimde Sosyal Bilgiler Öğretimi. Ankara. YÖK. Yayınları

Batuhan, H. (1996). Bilim ve Şarlatanlık. İstanbul. YKY

Binning, A.&Binnig, D. .H. (1952) Teaching the Social Studies in Secondary Schools. New York. McGraw-Hill Book Company

Demircioğlu, İ.H.(2005). Tarih Öğretiminde Öğrenci Merkezli Yaklaşımlar. Ankara. Anı Yayıncılık

Doğanay, A. (2005). “Sosyal Bilgiler Öğretimi”.editör:Cemil Öztürk&Dursun Dilek. Hayat Bilgisi ve Sosyal Bilgiler Öğetimi.s.17-52.Ankara.Pegem A Yayıncılık

Dönmez, C. (2003). Sosyal Bilimler ve Sosyal Bilgiler-Konu Alanı Ders Kitabı İnceleme Kılavuzu.Edi. Cemalettin Şahin.Ankara.Gündüz Eğitim ve Yayıncılık

Duverger, M. (1973). Sosyal Bilimlere Giriş. Ankara. Bilgi Yayınevi(çev:Ünsal Oskay)

Ellis, A. K. (2007).Teaching and Learning Elementary Social Studies.USA.Pearson

Erden, M. (tarihsiz). Sosyal Bilgiler Öğretimi. İstanbul. Alkım Yayınevi

Ermiş, S. (2008). Sosyal Bilgiler Dersindeki Ara Disiplinlerin Sınıf İçi Uygulamalarına İlişkin Öğretmen Görüşleri. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.Bolu. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Fay, B. (2001). Çağdaş Sosyal Bilimler Felsefesi. İstanbul. Ayrıntı Yayınları(Çev. İsmail Türkmen)

Feyerband, P. (1996). Yönteme Karşı. İstanbul. Ayrıntı Yayınları(çev.Ertuğrul Başer)

Gulbenkian Komisyonu. (2003). Sosyal Bilimleri Açın, Sosyal Bilimlerin Yeniden Yapılandırılması Üzerine Bir Rapor. İstanbul. Metis Yayınları

Kaptan, S. (1998). Bilimsel Araştırma ve İstatistik Teknikleri, Ankara(telif hakkı yazara aittir)

Keat, R. & Urry, J. (2001). Bilim Olarak Sosyal Teori. İstanbul. İmge Yayıncılık(çev.Nilgün Çelebi)

Kısakürek, .M. A. (1981). Sosyal Bilimlerde Lisans Program Modelleri ve Programların Disipliner Analizi. Ankara. Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları.No:100

Kızılçelik, S. ( 2004). Sosyal Bilimleri Yeniden Yapılandırmak. Ankara. Anı Yayıncılık

Kocacık, F. (2003). “Bilgi Toplumu ve Türkiye”, Sivas. Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. C:27. No: 1.

Kuhn, T. S. (2003). Bilimsel Devrimlerin Yapısı. Alan Yayıncılık(çev:Nilüfer Kuyaş)

MEB (2005). İlköğretim Sosyal Bilgiler Dersi (4-5 Sınıflar) Öğretim Programı

NCSS, In Search Of A Scope And Sequence For Social Studies, Washington Dc:National Council For The Social Studies, 1984.

Paykoç, F. (1991). Tarih Öğretimi. Eskişehir. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Tarih Lisans Tamamlama Programı

Russel, B. (1972). Bilim ve Din. İstanbul. Bilgi Yayınevi (çev.Akşit Göktürk)

Sancar, S. (2008). Türkiye’de Sosyal Bilim Geleneği Üzerine Düşünceler. Ankara. Mülkiye Dergisi Sayı:244 Cilt:XXVIII

Sayılı, A. (1999). Bilim Tarihi. İstanbul. Gündoğan Yayınları

Smith, M. J. (1998). Social Science in Question. London. Sage Publications

Sönmez, V. (2005). Sosyal Bilgiler Öğretimi ve Öğretmen Kılavuzu, Anı Yayıncılık, Ankara

Sönmez, V. (2008). Bilim Felsefesi. Ankara. Anı Yayıncılık

Sunal, S. C. and Haas M. E.(2002). Social Studies for the Elementary and Middle Grades a Constructivist Approach., Boston: Allyn and Bacon

Şahin, T. E.(2006). Bilim, Bilimler ve Bilgi Alanları. Dikey Yayıncılık.

Şimşek, L. (2007). Felsefe Açısından Sosyal Bilimlerde Nitelik ve Anlam Sorunu Tartışması. Yayımlanmamış Doktora Tezi. İstanbul. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

Trigger, R. ( 2005). Sosyal Bilimleri Anlamak. İstanbul. Babil Yayınları

Tufan, A. (2004). İlköğretimde Sosyal Bilgiler Eğitiminin Geçirdiği Muhteva Değişimi ve Bunun Türk Toplum Yapısındaki Değişim Dinamikleri İçerisindeki Yeri. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Kütahya. Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Üniversitesi

Wallerstein, I. (2003a). Bildiğimiz Dünyanın Sonu, Yirmi Birinci Yüzyıl İçin Sosyal Bilim. İstanbul. Metis Yayınları

Wallerstein, I. (2003). Yeni Bir Sosyal Bilim İçin. İstanbul. Aram Yayıncılık(çev:E.Abadoğlu)

Yıldırım, C. (1991). Bilim Felsefesi. İstanbul. Remzi Kitabevi

Zevin, J. (2007). Social Studies For The Twenty-First Century. USA. Lawrence Erlbaum Associates Publishers

1 Hacettepe Üniversitesi Yüksek Lisans Öğrencisi

turgayontas@gmail.com




sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

BİLGİ toplumunda biLİM, sosyal biLİM VE sosyal biLGİler öĞretiMİ iconSosyal biLGİler dersi zaman iÇİnde biLİM ÜNİtesi ders notlari

BİLGİ toplumunda biLİM, sosyal biLİM VE sosyal biLGİler öĞretiMİ iconTÜrk biLİm adamlari kimlerdiR ÜNLÜ BİLİM İnsanlari gelmiŞ ve geçMİŞ...

BİLGİ toplumunda biLİM, sosyal biLİM VE sosyal biLGİler öĞretiMİ icon1 X. Uluslar arası Bilim Temelleri Bilgi Yarışmasının kurucusu Otonom...
«Uluslar arası Bilim Temelleri Bilgi Yarışması» eğitim projesinin ve tüm yarışma testlerinin telif hakları kurucuya aittir

BİLGİ toplumunda biLİM, sosyal biLİM VE sosyal biLGİler öĞretiMİ iconBilimsel çalışmalarla uğraşan kimselere “bilim insanı” denir. Bilim...

BİLGİ toplumunda biLİM, sosyal biLİM VE sosyal biLGİler öĞretiMİ iconBilimsel çalışmalarla uğraşan kimselere “bilim insanı” denir. Bilim...

BİLGİ toplumunda biLİM, sosyal biLİM VE sosyal biLGİler öĞretiMİ iconBilimsel çalışmalarla uğraşan kimselere “bilim insanı” denir. Bilim...

BİLGİ toplumunda biLİM, sosyal biLİM VE sosyal biLGİler öĞretiMİ iconX. Uluslar arası Bilim Temelleri Bilgi Yarışması

BİLGİ toplumunda biLİM, sosyal biLİM VE sosyal biLGİler öĞretiMİ iconSözcük ilk kez 1846 yılında İngiliz bilimci William j. Thomas tarafından...
«adlı bir dernek, folklor sözcüğünün bir bilim dalına dönüşmesine önemli katkıda bulundu. Fransa, Rusya, İskandinav ülkeleri ve Portekiz'de...

BİLGİ toplumunda biLİM, sosyal biLİM VE sosyal biLGİler öĞretiMİ iconSosyal biLGİler öĞreniyorum

BİLGİ toplumunda biLİM, sosyal biLİM VE sosyal biLGİler öĞretiMİ iconSosyal biLGİler 6 ve üNİTE


Coğrafya




© 2000-2018
kişileri
c.ogren-sen.com