Konutlarda yaşanan yoğUŞma sonucu rutubet ve küf mantari oluşumunun nedenleri ve çÖZÜm yöntemler


c.ogren-sen.com > Kimya > Evraklar

antet2antet1



KONUTLARDA YAŞANAN YOĞUŞMA SONUCU RUTUBET VE KÜF MANTARI OLUŞUMUNUN NEDENLERİ VE ÇÖZÜM YÖNTEMLER

Bir yapı elemanın (duvar, pencere, kapı vs.) yüzeyinin komşu hava tabakası ile ısı alışverişine kısaca ısı transferi (ısı nakli) denilir. Buradaki ısı alışverişi temasla (ısı iletimi)ve ışınım ile olur.

Şimdi bir duvardan pratikte bir ısının nasıl nakledildiğine bakalım. 24cm. genişliğinde delikli tuğlalı bir duvarın dış sıcaklığ ı 10°C, iç tarafta yani odada +20°C olursa duvarın iç yüzünde 16,5°C dış yüzünde 9°C olur. İşte bu sıcaklıklar aradaki duvarın ısıyı hızlı veya yavaş nakletmesine bağlıdır.
Isı ne kadar hızlı nakledilirse duvardaki iç sıcaklık düşer, dış sıcaklık artar, bu durumda duvarı ısıtıyoruz dolayısıyla havayı ısıtıyoruz demektir. İlerde anlatacağımız gibi duvarın nemlenmesinin sebebi budur. Şimdi başka bir duvara bakalım.24cm kalınlığında delikli tuğla bir duvarın 2cm. kalınlığında iç ve dış sıva yapılmış ayrıca dışardan 10cm.

kalınlığında Polistrol köpük ile izole edilmiş, iç sıcaklık yine 20°C iç sıvanın yüzünün sıcaklığı 19°C delikli tuğlanın iç sıcaklığı 18,5°C dış sıcaklığı 13°C, Polistrolun dış sıcaklığı 9°C sıvanın dış yüzü 9,5°C ve dış hava sıcaklığı 10°C. Buradan şu netice çıkar, duvarın iç sıcaklığı oda sıcaklığına yakın, dış sıcaklık ise, dış hava sıcaklığına yakın, dolayısıyla, havayı ısıtmıyoruz demektir.
Isının nakli, duvarlarda bu şekilde, köşelerde ise biraz daha değişiktir. Bir duvar kesitinin eşit sıcaklıklara sahip 2°C aralıklı çizgilerle bölersek bu çizgilerin duvarın düz yerinde birbirine paralel olduğunu görürüz ama köşelere geldiğinde sapmalar başlar zira köşeye yaklaştıkça tesir alanı büyümektedir. Bu yüzden köşedeki sıcaklıkları ölçecek olursak burada tam köşe sıcaklığının 4°C ye kadar düştüğünü görürüz. İşte nemlenmenin ve mantar teşekkülünün köşelerde başlamasının sebebi budur. Eğer yoğuşma istenmiyorsa duvarlar ve bilhassa köşeler izolan bir malzeme ile izole edilmelidir.Eğer duvarın arasında bir beton kolon varsa beton ısıyı daha çabuk ilettiği için betonunu içe bakan sıcaklığı daha düşüktür. Bu da orada yoğuşma olasılığını arttırır. Demekki beton yeler çıplak bırakılmamalı izole edilmelidir.


HAVANIN İÇERİSİNDEKİ SU BUHARININ MARİFETLERİ


İnşaat fiziği açısından havanın içerisindeki nem çok önemlidir. Ve şunların muhakkak bilinmesi gerekmektedir. Hava o andaki sıcaklığına bağlı olarak belli bir miktardaki su buharını buhar olarak tutabilir. Eğer bu sıcaklık daha fazla su buharı verecek olursak bu fazlalık hava içerisinde buhar olarak kalamaz, yoğuşur yani suya dönüşür. Sıcaklık arttıkça bu buhar miktarıda beraber artar. Tersine sıcaklık düşerse bu defa o sıcaklıkta doyma miktarından arta kalan buhar yoğuşur.


Hava molekülleri su meloküllerinden daha büyüktür. Yani havanın geçmesine mani olan bir katmandan su buharı rahatlıkla geçer. Pek tabiidir ki su buharının geçemediği katmandan hava da geçemez. Bu durum bilhassa hafif yapı elemanlarının kullanıldığı binalarda çok önemlidir. Hava fiziksel olarak gaz karışımıdır. Bunun manası, su buharı basıncının hava basıncına ilavesi o anki toplam basınçtır. Su buharı basıncı o andaki nem miktarına da bağlıdır.
Farklı su buharı miktarına sahip iki boşluktan, fazla su buharı ihtiva eden taraftan, su buharı az olan tarafa bir buhar akışı başlar. Bu, iki taraftaki buhar miktarı eşit oluncaya kadar devam eder.


KATI MALZEMELERDE SU ALIŞ VERİŞİ


Katı malzemeler normal iklim şartlarında belirli alanda su ihtiva ederler. Buna Doğal nem veya Denge nemi denir.Bilimsel olarak katı malzemenin doğal nemi çevredeki havanın nisbi rutubet oranına bağlıdır. Bu oran ahşapta %40 nisbi nemlilikte ağırlığın %7'si ve %80 nisbi nemlilikte ağırlığın %14'ü civarındadır. Çimento harcında ise %50 nisbi nemlilikte ağırlığın %3'ü ve kireç çimento harcında ise ağırlığın %5'i mertebesindedir. Yapı malzemelerinin doğal nemliliğine sebep olan etkenler öncelikle 0,1mm. ‘den küçük olan mikro gözeneklerdir. Katı malzemenin çevresindeki sınır değerleri değişecek olursa, malzemenin nemliliği de değişir. Çevredeki nem artar ise malzemenin nemi artar, eksilirse içerdeki su çevreye buhar olarak yayılır ve malzemenin nemi azalmış olur.

SU BUHARI GEÇİŞİ


Su moleküllerinin sadece sıvı halde değil, buhar halinde de hareket kabiliyeti vardır. Bu hareketin en bilineni su buharı geçişidir. (Difüzyon) Binalardaki bir çok rutubetlenme olayının arkasında su buharı difüzyonu ve yoğuşma gerçeğinin bulunduğunun anlaşılması çok eski değildir. Nasıl ki, insanlarda romatizmanın, kesin teşhis konulamayan birçok hastalığın sebebi olduğu biliniyorsa su buharı difüzyonu da birçok rutubetlenme olayının müsebbibi olarak görülmektedir. Acaba su buharı difüzyonu hangi etaplardan geçmektedir? Difüzyon, meloküllerinin bir gaz karışımında yaptığı kendi hareketidir. Örneğin, suyun en küçük parçaların yani moleküllerinin havadaki hareketi gibi .
Bu hareket için moleküllerin hava içinde farklı yoğunlukta dağılmış olmaları gerekmektedir. (Konsentrasyon akımı) Bir hacmin bir tarafında fazla diğer tarafında az su molekülleri toplanmışsa, doğanın ana kanunu mucibince fazla olan taraftan az olan tarafa doğru bir denge hareketi başlar. Çünkü az olan tarafta su molekülleri için daha fazla yer vardır. Bir an gelir ki, hareket durur. Bu an, su buharının hacmin her tarafına eşit olarak dağıldığı andır. Su buharı molekülleri maddenin en küçük parçacıklarından oluştuğundan katı maddeler buna karşı büyük aralıklı bir ağ gibi karşı dururlar, ancak bu moleküllerin katı madde içinde hareketine engel olamazlar.
Havanın su buharı alabilmesi iki etkene bağlıdır. Hava sıcaklığı ve havanın su buharına doyma derecesi. Doyma derecesi (nisbi nemlilik) aynı zamanda su buharı kısmi basıncını verir. Su buharının tüm hareketleri kısmi basınçlar tarafından yönetilir. Kısmi basınca ve sıcaklığa bağlı olarak 1m³ hava içinde (su buharı, su ve buz) değerler verilmiştir. Tablodaki değerlere ulaşıldığı zaman hava su buharına doymuş demektir ve daha fazla buhar alabilmesi olanaksızdır. Daha fazla buhar zorla verilmeye çalışılsa dahi bu buhar su şekline döşerek açığa çıkar. Aynı olay buharla doymuş havanın tamamen veya kısmen soğuması esnasında da yaşanır. Ne varki, havanın buharla tamamen doyması çok istisnai hallerde gerçekleşir. Genellikle mevcut iç ortam sıcaklığına göre havadaki buhar miktarı maksimum taşıyabileceği buhar miktarından azdır. 1m3. Havada gerçekten bulunan su miktarına mutlak nemlilik denir. Ancak bu miktar ilgili maksimum nemliliğe ipucu değildir. Olayı daha kolay anlaşılabilir hale getirmek için "nisbi nemlilik (q)" ortaya konmuştur. Nisbi nemlilik, maksimum nemliliğin mutlak nemliliğe yüzde olarak oranıdır. Örneğin mutlak mevcut nemlilik mümkün olan maksimum nemliliğin yarısı ise, nemlilik oranı %50'dir. Bu açıklamadan uzman olmayan kişiler dahi biraz bir şey anlayabilirler.
Önemli olan havanın yoğuşmaya başlamadan önce en fazla kaç dereceye kadar düşebileceğini hesaplamaktır. Bu noktaya " yoğuşma noktası veya terleme noktası denir. Bir mekan içindeki her noktanın aynı sıcaklıkta olmadığının bilinmesi gerekir. Hangi sıcaklıkta mevcut su buharının (kısmi basınç) doyma basıncına ulaştığı, yani mutlak nemliliğin hangi sıcaklıkta maksimum nemliliğe ulaştığını hesaplamak, yoğuşma noktasını hesaplamak demektir.
Pratikte sık sık karşılaşılan soru şudur.

Yoğuşma olamaması için hangi sıcaklıkta hangi nem oranına müsade edilir?
Mekan içerisinde hareket eden hava, yoğuşacağı bir sıcaklıktaki yere rastladığı anda orada yoğuşur. Şimdi buna ait bir misal yapalım.
Oda sıcaklığımız 20C odadaki bağıl nem %75 olursa hangi sıcaklıkta yoğuşmaya başlar?
Belli nem oranlarındaki yoğuşma sıcaklıklarına göre 20°C ve %75 bağıl nemin olduğu aralıkların kesiştiği noktayı bulursak burada 15,4°C buluruz. Demekki oda içerisinde 15,4°C'ye sahip bir bölge varsa buhar orada yoğuşmaya başlayacak demektir. O halde bu şartlarda odada hiçbir nokta 16°C altına düşmemelidir.

Başka misal yapalım.



Oda sıcaklğı 20C. Oda dış duvarının sıcaklığı 9,3C, acaba hangi bağıl nemde yoğuşma başlar?
Yine belli nem oranlarındaki yoğuşma sıcaklıklarına göre 20°C ve 9,3°C sıcaklığından yukarı çıkarsak %50 bağıl nemi buluruz. O halde odada 9,3°C'lik bir nokta varsa bağıl nemi %50 ‘nin altına düşürmemiz gerekir.



HAVA HAREKETİYLE RUTUBETİN BİRLİKTE HAREKET ETMESİ
Suyun hareketli havada birlikte hareketi, çok uzun süre teorik ve pratik olarak ihmal edilmiştir. Her ne kadar bina kabuğunda derzlerden su ve rüzgar girmemesi için bazı global şartnameler varsa da, bunların ana gayesi, ısının hava yordamıyla hareket ederek enerji kaybına mani olunmasıdır. Bu hareket esnasında, suyunda birlikte hareket ettiği ve bazı şartlar altında sebep olduğu gerçeği, yeni yeni ele alınmaya başlanmıştır.
Burada hareket eden su buharı miktarı, prensip olarak buhar difüzyon olayından çok daha fazladır. Özellikle çatılar, bu problemle karşı karşıyadır. Ne yazık ki konveksiyon yolu ile hareket eden su miktarını hesaplamak için hesaplama yöntemleri yoktur. Özellikle havanın alçak ve yüksek basınç etkisinde devamlı değişiminin kaçınılmaz olduğu sanayi tesislerinde yalıtım içinde oluşan kondens suyunun düzenli olarak pompayla emilmesi gerekmektedir. Kuşkusuz tüm olay çok komlike olup hesaplanabilmesi için daha araştırılmalara ihtiyaç vardır. Bu ihtiyaç hem yapılar hem de tesisler için geçerlidir. Yapılarda olay düzenli iç-dış iklim faktörleri arasında araştırılırken, tesislerde ise kesintili çalışmalar ve değişken sıcaklıklar da dikkate alınarak araştırma yapılmalıdır. Ancak yapılarda su buharı hareketinin bu çok önemli kısmı mutlaka çok daha derinlemesine araştırılmalıdır. Bunun için şimdilik yapı kabuğundaki fugaların kapatılması için uzmanlar çözüm önerileri getirmelidirler.


BİREYSEL SU HAREKETİNİN TOPLU ETKİLERİ



Buraya kadar binalardaki suyun akışkan veya buhar halindeki hareketleri teker teker ele alınmıştır. Pratikte ise ortaya çıkan hasarların nedeninin sadece bir tanesine değil birkaçına bağlı olduğu görülmektedir.


Örneğin toprak altı suyunun betona işlemesi, difüzyon yoluyla ilerlemesi , kapiler bir katmana rastlayınca yukarıya çıkması ve yukarlarda bir yerde iç yüzeylerde gözle görülecek şekilde tezahür etmesi gibi. Danimarkalı Prof. Korsgaard tarafından geliştirilen yeni bir yönteme göre, yalıtımlı soğuk tesisatın yüzeyine Difüzyon veya Konveksiyon yolu ile çıkabilmiş su kapiler emici özelliği bulunan fayanslar yardımı ile tekrar dış havaya verilebilmektedir. Bu suyun hareketleri ve etkileri konusunda bilgi sahibi olunca konvansiyonel olmayan çözümler bulunabileceğine ait güzel bir örnektir.

PENCERELERDE VE BİNALARDA YOĞUŞMA


Pencerelerde kullanılan her türlü camlarda dışa bakanlarında yoğuşma meydana gelmesi camın veya pencerenin kalitesiyle alakalı değildir. Yeni Avrupa normuda EN 1279, bu hadiseyi şöyle izah etmektedir. Cam üzerine yoğuşma camın kalitesiz olduğunu ifade etmez. Bu bir atmosfer olayıdır ve atmosfer şartlarına bağlı olarak meydana gelir. Eğer havada sis yoksa ve hava açıksa böyle gecelerde çiğ meydana gelir. Zira böyle durumlarda toprak uzaya ışınım suretiyle çok ısı kaybeder, bu esnada havanın içindeki fazla nem yoğuşur.


Çiğ teşekkülü için uygun hal:
Yüksek rutubet oranı
Bulutsuz bir gök
Rüzgarsız bir hava
Ve ısı iletim katsayısı düşük bir çiğ taşıyıcısı
İşte tabiatta kendiliğinden oluşan bu hadise pencere camında tekrarlanır. Çift camlarda kullanılan camların k değerlerinin farklı olması, sadece yalıtım miktarını değiştirmez, aynı zamanda camlardaki sıcaklıkları da değiştirir. İç ve dış camın sıcaklık hesabı amprik formüllerle tahmin edilebilir.
Burada bahsettiğimiz (k) değeri, yapı malzemesinin ısıyı nasıl naklettiğini gösterir. Bu değer küçüldükçe malzemenin ısıyı daha zor naklettiğini dolayısıyla daha iyi izolan bir malzeme olduğunu ifade eder.
Dış sıcaklık 15°C iç sıcaklık 20°C olduğunda ve k, değerleri 5,8 3,0 ve 1,3 ise iç ve dış cam sıcaklıkları (Amprik formülle hesaplanmıştır.) 15°C dış sıcaklıkta, tek cam olduğunda birinci sıradaki k değeri 5,8 olursa camın dış sıcaklığı -6,2°C iç sıcaklığı 5,4 °C olur. O halde tek cam kullanıldığında hemen bütün sıcaklık dışarı kaçmaktadır. Sadece 10°C oda sıcaklığında %30 nem olursa yoğuşma olmaz, bu demektirki tek camlı pencerede yoğuşmanın önüne geçilemez.
İkinci olarak , normal bir ısıscamı örnek olarak alırsak . Bunun k değeri 3,0 w/m2 K dır, bu durumda iç cam iç sıcaklığı 6,9 °C, dış cam dış sıcaklığı 10,4 °C olur. 24°C ve 25°C de %30, 23°C ve 22°C de %35, 20°C ve 21°C de %40, 18°C ve 19°C de %45, 17°C de %50 ,15°C ve 16°C de %55, 14°C de %60, 13°C de %65, 12°C de %70, 11°C de %75, 10°C de %80 nem oranlarında ve daha aşağılarında yoğuşma olmayacağı görülür. Buradaki verilen sıcaklıklarda daha fazla rutubet tesbitedilirse,orada yoğuşma olur.



Son olarak dış camın dışı 13°C k değeri 1,3 ise, iç camın iç sıcaklığı 14,3°C olmaktadır. Tekrar büyük tabloya bakacak olursak 14,3 °C nin daha büyük bir nem oranlarında yoğuşma daha dar bir alana girmektedir.
İç cam sıcaklığının artması, oda içerisindeki hava hareketlerini azaltır, dolayısıyla oda iç konforunu arttırır. Buna mukabil dış cam daha fazla soğuyacağı için yüzeyinde rutubet oluşma miktarı artar. Gözlüklü insanlar soğuk havalarda sıcak mekanlara aniden girerlerse ,cam üzerinde yoğuşan su buharı görüşe mani olur. İşte burada meydana gelen yoğuşma tabiatta meydana gelen yoğuşmadan farksızdır. Zira gözlük camları oda sıcaklığından çok düşüktür, gözlük camı civarındaki hava aniden soğuması ve yoğuşma sıcaklığının altına düşmesi gerekir. Ekmek kızartma makinasında kızarttığınız bir dilim ekmeği masa üzerine koyalım ve biraz sonra tekrar kaldırdığımızda masa üzerinde yoğuşmuş su ile karşılaşırız. Kısacası bir yerde, bir yüzeyde su buharının yoğuşması için yüzey sıcaklığının ortam sıcaklığından düşük olması gerekmektedir. Ama bu her zaman oluşmayabilir. Zira ortamdaki havanın, ortamdaki havanın yoğuşma sıcaklığından fazla olabilir. Evin bazı bölümlerinde yoğuşma iç tarafta oluşur. Banyolar ve duşlar yüksek sıcaklıklarda yüksek nem ihtiva eder. Senenin soğuk günlerinde bu yerlerde soğuk duvar ve camlarda buhar yoğuşabilir. Mutfakta eğer aspiratör direk ocağın üzerinde değilse odaya çok buhar yayılabilir. Bu da hızla yoğuşmaya zorlar. İnsanlar uyurken çok miktarda rutubeti odaya verirler, bu yüzden sabahları yatak odalarında yoğuşma olabilir.




MESKENLERDE SU BUHARI ÜRETİMİ


İNSAN/ORTALAMAÇALIŞMA 100 g/h
İNSAN/UYKUDA 50 g/h
BANYOTEKNESİNDENYIKAMA 1000 g/h
DUŞYAPMA 1500 g/h
PİŞİRME 400-1000 g/h
EVBİTKİLERİ 5-20 g/h

Önünde kepenk veya jaluzi olmayan pencerelerde iç camlarda yoğuşma olabilir. Perdeler, storlar gibi pencere önünde akımı önleyici şeyler de yoğuşmayı hızlandırır. Çok miktardaki ev içindeki süs bitkileride etkenlerden birisidir. Fakat pencerenin k değeri yoğuşmaya en fazla tesir eden faktördür.
Bir ısıcamda k değeri küçüldükçe iç taraftaki camda sıcaklık artacağından yoğuşma ihtimali azalır. Diagramda bu iyice tahkik edilebilir. 22°C oda sıcaklığında ve 20°C dış sıcaklıkta ve k= 1,7 w/mK olan bir camda izafi rutubet %58 olarak bulunmaktadır. Eğer rutubet odada bunun üzerindeyse yoğuşma meydana gelecektir, denilebilir.
İç cam için geçerli şartlar dış cam içinde geçerlidir. Yani dış cam sıcaklığının dış ortamdan daha soğuk olması gerekir. Daha önceki yaptığımız hesaplara bakacak olursak bunun mümkün olmayacağını düşünebiliriz. Ama açık havalarda toprak ışınımla uzaya çok hızlı kaybeder. Bu esnada hava henüz soğumadan yer kabuğu soğur dolayısıylada camın sıcaklığı etraftaki havadan daha soğuk olabilir. İşte buda dış camda yoğuşmaya sebeb

olur.
Veya sabahleyin güneş doğduğunda havadaki rutubet aniden artar ve hava sıcaklığı da beraber yükselir. İşte bu esnada gölgede kalmış bir pencerenin sıcaklığı havadan düşük olabilir, bu da yoğuşmayı temin eder. Ayrıca k değerinin düşük olamasının dış camın sıcaklığını düşüreceğini biliyoruz. Açık gecelerde, dış camlar radyasyonla ısı kaybederek etraftan daha soğuk olabilir. Bu da yoğuşmayı sağlar.

NEMLENMEYİ AZALTICI ÖNLEMLER


Binalarda nemlenmeyi tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Ancak azaltıcı tedbirler alınabilir. Bu süretle de binada meydana gelecek hasarlara mani olunur. Ahşap pencereli bir evde hava daima hareket halindedir. Zira pencerenin bina ile birleştiği yerde (Pencere fuğalarında) ne sızdırmazlık ne de izolasyon vardır. Kasa kanat arasında da contra olmadığından içerdeki sıcak ve rutubetli hava devamlı dışarıya doğru, soğuk ve rutubetli az hava içeriye girer. Bu suretle de tabii havalandırma gerçekleşmiş olur. Böyle bir binada nemlenme ihtimali daha azdır, zira içerdeki rutubet oranı daima sirkülasyondan dolayı artmamaktadır. Bu durum nemlenme açısından insana cazip gibi gelebilir. Ama binayı ısıtmak için kullandığımız yakıtla devamlı dış havayı ısıttığımızı düşünürsek yanlışlık hemen ortaya çıkar. Pimapen takılmış bir evde, bu tabii sirkülasyon dediğimiz olay hemen hemen yok gibidir. Zira zaman içerisinde bozulmayan kasa kanat arasındaki contalar ve bina ile kasanın birleştiği yerdeki izolasyon ve sızdırmazlık tedbirleri, hava değişimine mani olur, dolayısıyla paramız cebimize kalır, göğü ısıtamayız. Tabii sirkülasyon olmadığına göre içerideki nem kaynaklarının (mutfak, banyo, çiçekler, insanlar vs.) ürettiği rutubet,içeride kalarak ve belkide izafi nem bazı soğuk noktalara (dış duvar köşeleri, camlar, fugalar vs. ) göre doyma noktasına ulaşacak ve nemlenme başlayacaktır. Kızı kendi haline bırakırsan ya davulcuya ya da zurnacıya varır. Pimapen takılmış bir evi kendi haline bırakırsan pek tabii nemlenir. O halde ne yapmalı ki rutubetlenmeyi minimuma indirmeli.

Tedbirleri iki bölüme ayıralım.

1-) Yeni ev alıyoruz veya yaptırıyoruz.


2-) Evde oturuyoruz.


1-) Yeni ev alınacak ise ısı tasarrufunu düşünerek, ki buna mecburuz, zira enerjinin %75 ini ithal ediyoruz. Duvarların ısı geçirgenlik katsayılarının (k değerinin) düşük olmasını istiyoruz, bu ne demektir?
Mümkünse dış duvarların hepsinin arası izolan bir madde (cam yünü, strapor vs.) ile izole edilmiş, çift tuğlalı duvar (sandviç duvar) olmalıdır. Bunu yapamıyorsak kafi kalınlıkta örülmüş bir tuğla duvarını içeriden veya dışardan yine izolan bir madde ile izole etmek gerekir. Bugün Avrupa'da binalar, taşıyıcı elemanlar ve koruyucu elemanlardan yapılmaktadır. Yeni izolasyon için binalara dışardan adeta koruyucu bir manto giydirilmektedir. Avrupa''a 24cm. in altındaki duvarlara müsade edilmemektedir. Yapılan bu yatırım yakıttan tasarrufla en geç iki sene içerisinde amortize edilir.
Bu suretle iç cam iç sıcaklığı artacak dış cam sıcaklığı düşecektir. Evde oturulmaya başlandığı zaman havalandırmayı asla ihmal etmemek lazımdır.
Havalandırma hiçbir zaman büyük ısı kaybına sebep olmaz. Zira sadece hava değişimi yapılmaktadır, duvarlar ısısal ataletten dolayı soğumazlar. Pencere kapatıldığında çok kısa zamanda binanın içi eski sıcaklığına kavuşur. Böyle bir binanın rutubetlenmesi çok zordur.
2-) Mevcut bir bina penceresi Pimapen ile değiştirilmiş ise, bu ısı tasarrufu açısından büyük bir kazançtır. Yalnız bu kazanç Pimapenin kapladığı alan ile sınırlı kalır. Binanın dışa bakan duvarları , balkonların uzantısı, tavan ve tabanlar izole edilmeden olduğu gibi bırakılır ise gelecek kayıplardan Pimapen mesul olamaz, bu o bölümlerin bizzat kendi hatasıdır. Bu yüzden mümkünse dış duvarlar ve gerekli diğer yerler , ihtisas sahibi bir müeseseye izole ettirilmelidir. Genç öküzle yaşlı öküzün çektiği saban düz gitmez.
Eğer pencere haricinde diğer yerleri izole etmek mümkün değilse, bu defa iş başa düşüyor. Bilhassa ısıtma peryotlarında ve fazla buhar üretildiğinde (çamaşır kurutma, duş yapma , yemek pişirme vs.) çaprazlama pencere açarak ev havalandırılmalıdır. Bu havalandırma ne saatlerce sürmeli ne de bir anlık olmalıdır. Bunun ne hesabı vardır ne de tahmini. İnsanlar bu zamanı kendi hisleriyle tespit etmelidir. (Rüzgarlı havada az, durgun havada biraz daha uzun , çamaşır kurutulduğunda uzuni çay yapıldığında kısa vs.) Eğer ev soba ile ısıtılıyorsa zaten havalandırmak mecburiyeti vardır. Borusuz sobalar, evlerde tercih edilmemelidir. Yanan herşeyin oksijene ihtiyacıdır, yani soba devamlı oksijen tüketmektedir. Bu da ancak özel havalandırma ile telafi edilir.

KÜF ÖNLEYİCİ ÜRÜNLER


Küf mantarı duvarların nemli ve soğuk köşelerinde süratle gelişmekte ve siyah lekelenmeler halinde görülmektedir. Silinebilse bile kısa sürede tekrar oluşan küf mantarı, kronik yorgunluk - burun akıntısı - öksürük ve alerjik reaksiyonlara sebep olabilmekte ve özellikle çocuk, yaşlı ve imün sistemi zayıf kişilerde önemli rahatsızlıklara sebep olabilmektedir. Küf mantarı özellikle kuzey cephesine bakan soğuk duvarlarda, aralıklı ısıtılan hacimlerde ve bodrum katlarda görülmektedir. Ayrıca mutfak, çamaşırhane, WC gibi yoğun nem olan yerlerde de sıklıkla rastlanmaktadır.

Sıcaklık farklarına ve yoğuşmaya bağlı küf oluşumlarında aşağıdaki ürünler kullanılmaktadır

1. Duvar ve tavanlarda küflerin temizlenmesi için - Küf Temizleme Solüsyonu

2. Yoğuşmaların giderilmesi için - Anti Küf Sistem

3. Sıcaklık farklarının giderilmesi için (içten mantolama) - Thermoplak levha ve yapıştırıcı

4. Küf oluşumuna dirençli duvar ve tavan boyası - Anti Küf Boyası BEYAZ

1. Küflü duvar ve tavanlarda :

















1. Temizlik :

Küf Temizleme Solüsyonu

2. Kaplama :

Thermoplak Levha ve yapıştırıcı

Anti Küf Sistem

3. Boya :

Anti Küf Boyası BEYAZ



sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Konutlarda yaşanan yoğUŞma sonucu rutubet ve küf mantari oluşumunun nedenleri ve çÖZÜm yöntemler iconRekabette kurallar ve yöntemler değİŞİyor

Konutlarda yaşanan yoğUŞma sonucu rutubet ve küf mantari oluşumunun nedenleri ve çÖZÜm yöntemler iconDers çalişma ile iLGİLİ yaşanan sorunlar

Konutlarda yaşanan yoğUŞma sonucu rutubet ve küf mantari oluşumunun nedenleri ve çÖZÜm yöntemler iconGkgy toplu soru çÖZÜm saatleri

Konutlarda yaşanan yoğUŞma sonucu rutubet ve küf mantari oluşumunun nedenleri ve çÖZÜm yöntemler iconOsmanlının Kısa Sürede Büyümesinin Nedenleri

Konutlarda yaşanan yoğUŞma sonucu rutubet ve küf mantari oluşumunun nedenleri ve çÖZÜm yöntemler iconGkgy soru çÖZÜm gün ve saatler

Konutlarda yaşanan yoğUŞma sonucu rutubet ve küf mantari oluşumunun nedenleri ve çÖZÜm yöntemler iconSorunlar Çözüm Önerileri M. Salih GÜNEŞtekiN

Konutlarda yaşanan yoğUŞma sonucu rutubet ve küf mantari oluşumunun nedenleri ve çÖZÜm yöntemler iconKadıköy ÇÖZÜm kpss iHTİYAÇ İşbirliği

Konutlarda yaşanan yoğUŞma sonucu rutubet ve küf mantari oluşumunun nedenleri ve çÖZÜm yöntemler iconTuncay güney’İn mülakat çÖZÜm tutanağI

Konutlarda yaşanan yoğUŞma sonucu rutubet ve küf mantari oluşumunun nedenleri ve çÖZÜm yöntemler iconOsmanlının Kısa Sürede Büyümesinin Nedenleri

Konutlarda yaşanan yoğUŞma sonucu rutubet ve küf mantari oluşumunun nedenleri ve çÖZÜm yöntemler iconA-İtalya’nın Trablusgarp’ı işgalinin Nedenleri


Coğrafya




© 2000-2018
kişileri
c.ogren-sen.com